Kayıtlar

Şubat, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Anayasa LGBTT Komisyonu Basın Açıklaması

16.02.2008ANAYASA LGBTT KOMİSYONU BASIN AÇIKLAMASI ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK HERKES İÇİN; EŞCİNSELLER HARİÇ…

Özgürlük ve eşitlik herkesin hakkı olduğu için CİNSEL YÖNELİM ve CİNSİYET KİMLİĞİ AYRIMCILIĞI ortadan kaldırılmalı ve temel insan haklarından olan lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel bireylerin hakları tanınmalıdır. Hükümet önce, “toplumun her kesimini kapsayan bir anayasa” yapacağını ilan etti. Ardından, Anayasa önerisinin Meclis’e sunulması öncesinde, “toplumun tüm kesiminden sağlanacak katkıları” beklediklerini açıkladı. Fakat biz LGBTT örgütleri olarak taleplerimizi ilettiğimizde özgürlük ve eşitlik için 22. yüzyılı beklememizi söyleyerek, LGBTT bireylerin temel insan haklarını yok saydılar.TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı AKP’li Burhan Kuzu’nun, anayasal eşitlik ve özgürlük taleplerini birbirine şart koşarak haklar hiyerarşisi dayatmasını LGBTT örgütleri olarak kabul etmiyoruz! Anayasa LGBTT Komisyonu olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasının tüm vatandaşların…

New York Times dan

N.Y 17 yasinda bir lise öğrencisi iken 1996 yılında yazmış olduğu bi intihar mektubu : Canimdan cok sevdigim annem ve babam´a Sabah uyandiginizda anne yine odama gelip beni uyandirmak isteyeceksin. Belkide bu defaki soguk tenimin sucunu, geceleri ictigim sigara dolayisiyla acik biraktigim pencereye yükleyeceksin. Ama bu defa ben kalkmayacagim anne. Cok düsündüm cok tarttim hayatin hafifligiyle kalbimin agrilarini . Bir cok sorunuz belki yanitsiz kalacak biliyorum. Ama bu dakika hicbirini aciklamaya yetmez artik. Ben bosverdim sizde bosverin. Bu odada kafami yastiga koyup tavana baktigim günlerin anisi geciyor gözlerimden. Yüregim cok burkuldu anne , ne yalniz kalabilmeyi becerebildim nede bir birlikteligin bir parcasi olabilmeyi. Beni ölüme götüren yolun hic mümkünü olmayan bir hayat oldugunu anladim. Hayatim boyunca hic birseye karar veremedim belki ama bu intihar sanirim hayatimdaki en önemli kararim. Kimsenin sucu yok sadece birilerini ben kaldiramadim

Bir Yazarın Ölümü

Central Park manzaralı evimin kirli penceresinin kenarında ki antika masanın üzerinde bulunan sarı kaplı kirli beyaz yapraklı göz alıcı bu defterle karşılaşacaksın; simsiyah bir dolma kalem ve deftere bu dolma kalemle düşülmüş olduğu bariz belli bir not bulacaksın. “Tahtakurularının ve hamam böceklerinin tıkırtısı kulaklarımda uğuldayacak diye uyumayacağım” Uykusuzluğumun nedenini araştıracak olan psikolog bir akrep tarafında yelkovan bölgesindeyken sokulacak….. Hamam böceklerinin ve karafatmaların dolaştığı kafatasımda ki örümcek ağlarını tiksinerek temizleyecek ve şakağımda ki o minicik kapkara yuvarlak deliğe ulaştığında haşaratlardan korkmanın bedelini ağır ödediğimi düşüneceksin… Yalnız, deliği kurşun deliğine benzetemeyecek ve dolma kalemimle o deliği açtığıma inanmak istemeyeceksin… Defalarca terimizle ıslanmış kirli çarşafları yüzüme dolayacaksın hamam böceklerinden tiksinerek… “Yazmak suça iştirak etmektir” diye düşünecek hakim ve ölümümden sorumlu tutulacaksın…

Kendi Dizelerim [Mağlup Çocuk]

Bu cumada ofisimden çıkar çıkmaz dudaklarımda “mad word” şarkısıyla soluğu Jersey nehrinin kıyısında alacağım. Limanın uyku düşkünü mağrur gözlerine baharı nakşeden balıkçı teknelerinin yorgun sakinleri, durulmuş sevdaların ahengiyle çekerken ağlarını, her şeye geç kalmış insanların telaşı dökülecek parmaklarımdan. Tükenen haftanın boşalttığı beynimi NY Time sın kültür sanat ekleriyle dolduracağım. Bir türlü okunamayan kitapların acımtırak tortusu çökecek yüreğime, yan masada oturan çocuğun gözlerinde ki dalgın kurguda yer bulamamak gibi. Güneşin ufka salınışında ki monotonluk bayatlamış yemek kokusu gibi çökecek üzerime… “Ben sığınacak bir liman aramıyorum, ben açık denizlerde dalgalarla boğuşa boğuşa tükenmek istiyorum” diye haykıracağım gri New York semalarına… İçimde boğulup giden sesimi duymuş gibi yapıp yüzüme baktığını sanacağım insanların… Ağırlaşan başım önüme düşerken kendimi en iyi tasvir eden o dizelerimi mırıldayacak dudaklarım ; “Ey Her sabah Kahraman, her akşam mağlup ç…